Kısa cevap: Katsushika Hokusai (1760–1849), Edo dönemi Japonyasında yaşamış ressam ve tahta baskı ustasıdır. Ukiyo-e denen “yüzen dünya resimleri” geleneğinin en ünlü ismidir. 1831 civarında yayımlanan Kanagawa Açıklarında Büyük Dalga, dünyanın en çok tanınan sanat eserlerinden biridir. Hokusai yaklaşık 70 yıllık kariyerinde on binlerce çizim ve baskı üretti, otuzdan fazla takma ad kullandı ve rivayete göre 93 kez ev değiştirdi. Baskıları 19. yüzyılın ikinci yarısında Avrupa’ya ulaşınca Monet, Degas ve Van Gogh’u etkiledi ve “Japonizm” adı verilen akımı başlattı.
Hokusai, Türkiye’de son dönemde yeniden çok konuşulan isimlerden biri. Bunun bir sebebi, YouTube’un sevilen sanat tarihi programı Eller Kadir Kıymet Bilmiyor’un 2. sezonunu onunla açması. Sanat tarihçisi Burak Yiğit Aydın ile İbrahim Selim’in sohbetinde öne çıkan anekdotları aşağıda ayrıca ele aldık. Önce ustanın kendisini tanıyalım.
Hokusai’nin hayatı
Hokusai, 1760 sonbaharında Edo’nun (bugünkü Tokyo) Katsushika bölgesinde doğdu. Gençliğinde bir kitapçıda çırak olarak çalıştı, ardından ahşap kalıp oymacılığını öğrendi. 18–19 yaşlarında dönemin tanınmış ukiyo-e ustası Katsukawa Shunshō’nun atölyesine girdi ve ilk eserlerini “Shunrō” adıyla imzaladı. Kabuki oyuncularının portreleri, kitap illüstrasyonları ve ucuz halk baskıları onun okuluydu.
Hokusai’nin hayatı sürekli bir değişimdi. Üslubu her değiştiğinde adını da değiştirdi: Shunrō, Sōri, Taito, Iitsu ve sonunda kendine taktığı en sevimli ad, “Gakyō Rōjin Manji”, yani “Resme Deli Olan İhtiyar”. Sanat tarihçileri otuzdan fazla imza saptar. Bu ad değişiklikleri ticari bir taktik de olabilir: Hokusai bazı adlarını öğrencilerine para karşılığında devretmişti.
1814’te yayımlamaya başladığı Hokusai Manga, insanları, hayvanları, bitkileri, hayaletleri ve gündelik hayatı gösteren binlerce eskizden oluşan on beş ciltlik bir desen kitabıydı. Eser, ressam adaylarına model kitabı olarak satıldı ve çok sevildi. 1830’larda yayımlanan Fuji Dağı’nın Otuz Altı Görünümü serisi ise ustayı yetmiş yaşını geçmişken zirveye taşıdı.


Hokusai 10 Mayıs 1849’da, Japon yaş hesabıyla 90, Batı hesabıyla 88 yaşında öldü. Son yıllarında kızı Katsushika Ōi da yanındaydı. Ōi, babasının atölyesinde çalışan ve bugün kendi başına incelenen yetenekli bir ressamdı.
Ukiyo-e nedir?
Ukiyo-e, Edo döneminin (1603–1868) kentli zevkine hitap eden resim ve tahta baskı türüdür. “Yüzen dünya” ifadesi, Budist düşüncedeki dünyanın geçiciliği fikrinden gelir. Edo’nun tiyatroları, eğlence mahalleri, ünlü kurtizanları ve gezi rotaları bu baskıların ana konusuydu. Bir baskı, ressam, kalıp oymacısı, baskıcı ve yayıncıdan oluşan bir ekibin işiydi. Ressam deseni çizer, oymacı her renk için ayrı bir kiraz ağacı kalıbı hazırlar, baskıcı da renkleri sırayla kâğıda aktarırdı. Bu yüzden baskılar ucuzdu ve bir kâse erişte fiyatına satılabiliyordu.
Hokusai’nin bu geleneğe en büyük katkısı manzarayı ana konu hâline getirmesidir. Ondan önce ukiyo-e’de insan figürü merkezdeydi. Fuji Dağı’nın Otuz Altı Görünümü ile manzara baskısı başlı başına bir tür oldu. Onu, genç rakibi Utagawa Hiroshige’nin Tōkaidō Yolunun Elli Üç İstasyonu izledi.
Kanagawa Açıklarında Büyük Dalga
Büyük Dalga yaklaşık 26 × 38 cm boyutlarında küçük bir baskıdır. Yine de etkisi boyutuyla ölçülemez. Kompozisyonun solunda pençe gibi kıvrılan dev bir dalga, altında kürekçileriyle üç uzun kayık, ortada ise uzakta küçücük ve kımıldamaz duran Fuji Dağı görülür. Dalganın tepesindeki köpük parmakları, Fuji’nin karlı zirvesini kucaklıyormuş gibi durur. Kalıcı olanla geçici olan, insanla doğa aynı karede çarpışır.
Eserin teknik bir yeniliği de vardır: Avrupa’da üretilen sentetik Prusya mavisi. Bu pigment 1820’lerin sonunda Japonya’da ucuzlayıp yaygınlaştı ve Hokusai’nin Fuji serisi bu canlı, solmayan maviyi en etkili kullanan işlerden oldu. Bir başka deyişle, Avrupa’dan gelen bir boya Japon baskısıyla buluştu. O baskı da birkaç on yıl sonra Avrupa resmini değiştirecekti. Mavinin sanat tarihindeki serüveni için mavi rengin keşfi yazımıza bakabilirsiniz.
Bazı araştırmacılar, Japonca sağdan sola okunduğu için Japon izleyicinin sahneye sağdan girdiğini ve dalgayı kayıkların üzerine çökmekte olan bir tehdit olarak gördüğünü öne sürer. Batılı göz ise soldan sağa okuyunca dalgayı farklı algılar. Baskıdan binlerce adet basıldı ve bugün dünyanın pek çok büyük müzesinde birer örneği var.
Japonizm: Hokusai Avrupa’yı nasıl değiştirdi?
Japonya 1850’lerde iki yüz yılı aşkın dışa kapalılık döneminden çıkıp Batı ile ticarete başladı. Porselen ve lake eşyalar Avrupa’ya ulaştı. Sık anlatılan bir hikâyeye göre Fransız gravürcü Félix Bracquemond, 1856’da Paris’te bir porselen paketinin ambalajı arasında Hokusai Manga sayfaları buldu. Hikâyenin ayrıntıları tartışmalı olsa da sonuç tartışmasızdır. 1867 ve 1878 Paris dünya fuarlarından sonra Japon baskıları Paris’in sanat çevrelerinde bir tutkuya dönüştü.
- Claude Monet, Giverny’deki evinin duvarlarını iki yüzü aşkın Japon baskısıyla kapladı ve bahçesine Japon köprüsü kurdu. Ayrıntılar Claude Monet yazımızda.
- Vincent van Gogh Japon baskıları biriktirdi, Hiroshige’yi yağlı boyayla kopyaladı ve Güney Fransa’ya “Japonya’yı bulmak” için gitti. Bkz. Van Gogh’un kulak hikâyesi ve Yıldızlı Gece.
- Edgar Degas ve Mary Cassatt, alışılmadık kadrajları, kesilmiş figürleri ve düz renk alanlarını ukiyo-e’den öğrendi.
- Besteci Claude Debussy, La Mer (1905) partisyonunun ilk baskısının kapağında Büyük Dalga’dan uyarlanan bir görsel kullandı.
Empresyonistlerin perspektif ve kompozisyon anlayışındaki kırılmayı izlenimcilik (empresyonizm) yazımızda ayrıntılı anlattık.
Katsushika Hokusai eserlerinden seçkiler
Yazıda adı geçen ya da konuyu tamamlayan eserler, nerede bulundukları ve neden önemli oldukları.

Eller Kadir Kıymet Bilmiyor’da Hokusai bölümü
Eller Kadir Kıymet Bilmiyor’un 2. sezonu, programın yeni kanalında Hokusai bölümüyle açıldı. 2. Sezon 1. Bölüm yaklaşık 44 dakika sürüyor. İbrahim Selim bölümü programın alametifarikası olan cümleyle açıyor:
İbrahim Selim: “Hanımlar beyler, Eller Kadir Kıymet Bilmiyor’un yepyeni sezonuna hoş geldiniz! Yine Yiğit hocaylayız ve yine ressam tokatlayacağız!”
Sohbet önce Burak Yiğit Aydın’ın evlilik haberine, sonra ayağındaki “bölüme özel” Japon terliklerine dönüyor. Asıl kahkaha ise Hokusai’nin taşınma alışkanlığı anlatılırken geliyor:
Burak Yiğit Aydın: “Hokusai ev temizliği yapmıyormuş İbrahim. Ev kirlenince temizlemek yerine taşınıyormuş! Tam 93 kez taşınmış!”
İbrahim Selim: “Ev kirlendi diye 93 kere ev tutulur mu? Kimin ilgi alanı Allah aşkına?!”
Bölümün akılda kalan repliği ise Hokusai’nin “110 yaşına kadar yaşarsam çizdiğim her çizgi canlanacak” iddiası üzerine geliyor. İbrahim Selim “Anladım hocam, adam deli yani kısaca!” diye özetliyor, Yiğit Hoca da “Deli değil İbrahim, Japon!” diye karşılık veriyor. Bu şaka, bölümün ciddi tezini de taşıyor: Hokusai’nin bitmeyen öğrenme arzusu bir delilik değil, ustalığı varılacak bir nokta değil ömür boyu sürecek bir çıraklık olarak gören bir kültürün ürünü.
Bölümde anlatılan: doğru mu?
- 93 kez taşındı mı? Evet, bu sayı Hokusai biyografilerinde sık geçer. Çağdaşlarının anlatımına göre Hokusai ve kızı Ōi temizlikle hiç ilgilenmez, ev yaşanmaz hâle gelince başka bir eve geçerlerdi. Sayının kesinliği tartışılabilir ama alışkanlık belgelenmiştir.
- “110 yaşında çizgilerim canlanacak” sözü gerçek mi? Evet. Fuji Dağı’nın Yüz Görünümü (1834) kitabının sonsözünde Hokusai altı yaşından beri resme tutkun olduğunu, 73 yaşında hayvanların ve bitkilerin yapısını biraz kavradığını yazar. 80’inde ilerleyeceğini, 90’ında sanatın gizine ereceğini, 100’ünde ilahi bir düzeye ulaşacağını ve 110’unda her noktanın, her çizginin canlı olacağını umduğunu söyler.
- “Tanrı bana beş yıl daha verseydi gerçek bir ressam olurdum.” Bu söz, Hokusai’nin ölüm döşeğinde söylediği aktarılan son cümledir ve ilk biyografilerinde yer alır.
- Hokusai manganın babası mı? Kısmen. “Manga” kelimesi Hokusai Manga ile yaygınlaştı ama oradaki anlamı “serbest eskiz”di. Bugünkü çizgi roman anlamındaki manga, 20. yüzyılda Batı çizgi romanıyla etkileşim içinde gelişti. Hokusai “dedesi” sayılabilir, doğrudan babası değil.
Hokusai eserleri nerede görülür?
- Sumida Hokusai Müzesi, Tokyo: Ustanın doğduğu semtte, 2016’da açılan müze.
- Tokyo Ulusal Müzesi ve Japonya’daki pek çok koleksiyon.
- British Museum, Londra ve Metropolitan Museum of Art, New York: Büyük Dalga’nın iyi korunmuş baskıları. Baskılar ışığa duyarlı olduğu için sürekli sergilenmez; ziyaretten önce müzenin programına bakmak gerekir.
Sanat tarihinin en çok tanınan diğer eserleri için en ünlü sanatçılar ve eserleri yazımıza göz atabilirsiniz.
Sıkça sorulan sorular
Hokusai kimdir?
Katsushika Hokusai (1760–1849), Edo dönemi Japonyasında yaşamış ressam ve tahta baskı ustasıdır. Kanagawa Açıklarında Büyük Dalga ve Fuji Dağı’nın Otuz Altı Görünümü serisiyle tanınır.
Büyük Dalga tablosu neyi anlatır?
Kanagawa açıklarında kayıklarını süren balıkçıların üzerine çökmek üzere olan dev bir dalgayı anlatır. Arka planda küçük görünen Fuji Dağı ile ön plandaki dalga, kalıcılık ile geçiciliğin karşıtlığını kurar.
Büyük Dalga bir tablo mu, baskı mı?
Bir tahta baskıdır. Aynı kalıplarla binlerce kopya basılmıştır; bu yüzden dünyanın pek çok müzesinde orijinal baskısı bulunur.
Hokusai neden 93 kez taşındı?
Kaynaklara göre Hokusai ve kızı ev işleriyle ilgilenmez, ev dağınıklıktan yaşanmaz hâle gelince yeni bir eve taşınırlardı. Eller Kadir Kıymet Bilmiyor’da Burak Yiğit Aydın bu anekdotu “ev temizlemek yerine taşınıyormuş” diye anlatır.
Eller Kadir Kıymet Bilmiyor Hokusai bölümü hangisi?
Hokusai bölümü, programın 2. sezonunun ilk bölümüdür ve yaklaşık 44 dakikadır. Sunucular İbrahim Selim ve sanat tarihçisi Burak Yiğit Aydın’dır.
Bu yazı Eller Kadir Kıymet Bilmiyor programından bağımsız olarak Bu Kaçıncı Sanat tarafından hazırlanmıştır. Bölümden yapılan alıntılar tanıtım ve eleştiri amacıyla, kısaltılarak aktarılmıştır. Programın diğer bölümleri için Eller Kadir Kıymet Bilmiyor bölüm rehberine bakabilirsiniz.
Kapak görseli: Katsushika Hokusai, Kanagawa Açıklarında Büyük Dalga, y. 1831, tahta baskı. Kamu malı, Wikimedia Commons.



